Değersiz Emek – Robert Kurz

Almanya ekonomik iyileşme konusunda her yerde bir dünya şampiyonu olarak takdir edilir. Ekonomisi refahla doludur ve emek piyasası genişlemektedir. Fakat bu iç açıcı manzara oldukça yanıltıcıdır.

Almanya’daki mevcut yüksek ekonomik genişleme oranları, diğer batılı ülkelerle karşılaştırıldığında, sadece 2009’daki derin yavaşlamadan sonra bir toparlanma teşkil etmektedir. O yıl Almanya, neredeyse %5’lik bir oranla, herhangi bir gelişmiş sanayi ülkesinin yaşadığı en büyük üretim daralmasını yaşadı. Önce tepeye sonra da dibe doğru yaşanan bu uç dalgalanmalar, yalnızca Alman ekonomisinin dünyadaki diğer tüm ekonomilerden çok daha fazla ihracata bağımlı olduğunu göstermektedir.

Bu yeni yükseliş daha önce hiç olmadığı kadar otomotiv ve makine araçları endüstrisine yoğunlaşmıştır. Otomobil üreticileri Çin ve ABD’ye lüks araçlar sağlamaya odaklanmışken Avrupa’daki lüks araç satışları oldukça durağandır. Makine yapımı, Çin’in krizle mücadele etmek amaçlı gerçekleştirdiği yatırım dalgasında daha büyük bir rol oynamaktadır. Ancak büyümenin bu iki dış motoru, esas olarak muazzam büyüklükte kamu programları ve yapay ucuz para aracılığıyla faaliyette tutulmaktadır. Eğer halihazırda yükselişte olan enflasyon, Çin ve ABD merkez bankalarının faiz oranlarını yükseltmeye zorlarsa bu aşırı iyileşme oldukça hızlı bir şekilde yok olabilir. Bu gerçekleştiğinde, kilit ihracat sektörlerinde çok övünülen yeni işlerin bir “emek balonu” olduğu ortaya çıkacak ve bu balonun patlaması gerekecektir, çünkü ihracat ticareti için gerekli olan dış alım gücü gerçek değer yaratmaya dayanmamaktadır. Devlet para-yapma makinesi, daha önceden olduğu gibi finans kapitalin para-yapma makinelerinden daha uygulanabilir değildir.

Şu andaki yoğun canlılığa rağmen Almanya’daki ihracat sektörlerinde emek piyasası oldukça dar bir temele sahiptir. “Dumping” ekonomisinden gelen kâr ve gelir rüzgârları Almanya’nın içinde esmediği için güvencesiz istihdam iç pazarda hızla yayılırken, ihracat odaklı ideolojik şovenizm küçük bir “işçi aristokrasisine” karşılık geliyor. Gururla ilan edilen “işsizliğin azaltılmasının” sadece küçük bir kısmı birkaç ihracat endüstrisinde garantili istihdam olarak yeni tam zamanlı işlere denk gelmektedir. Bu yeni işlerin çoğu geçicidir ve toplu sözleşme ile güvence altına alınan ortalamadan daha az ücret ödenmektedir. Ancak hepsinden önemlisi, 2010 yılında 7,3 milyona ulaşan 400 Euro veya daha düşük ücretli işlerin sayısında büyük bir patlama yaşanmıştır. Giderek daha fazla sayıda düzenli tam zamanlı iş bu tür işlere dönüştürülmekte ve ücret oranları normalde eskiden bu işler için geçerli olan iş sözleşmelerinde öngörülen oranların yarısından daha azına indirilmektedir. Ve kadınlar bu mini-işlerin üçte ikisini oluşturmaktadır. Ekonomi yasalarına göre kendi kendine yetebilen bir ekonomik süreç genel emek gücünün ücretinin yükselmesine sebep olmalıdır. Aksine, emeğin devalorizasyonunun dramatik bir şekilde devam etmesi, bu toparlanmanın içerikten yoksun olduğunun bir göstergesidir.

Bu prekar ve geçici işlerin büyük bir kısmı, kapitalist bakış açısından üretken olmayan sektörlerde yer almaktadır. Bu işlerin gerçek artı değer üretimiyle desteklenmesi gerekir, ki tam aksine bu sektörlerde şu an artı değer üretimi sadece simüle edilir; bu da yalnızca devlet tarafından para yaratılmasıyla mümkün olmaktadır. Bu şekilde mümkün olan küresel ihracat patlaması, gelişmiş ülkelerdeki nüfusun yalnızca bir azınlığını etkilemektedir ve bu durum özellikle Almanya için geçerlidir. Ucuz para sadece bu “ihracat sektörlerinde” yeni yatırımlara yol açmakta; sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinde yatırımlar yetersiz kalmaktadır. Merkez bankalarından gelen para akımı, bu sektörlere yatırım yapmak yerine, her zamanki gibi finansal üst yapıya aktarılmaktadır. “Değersiz emeğin” diğer yüzü, bu koşullar altında artık kesinlikle gerçek ekonomik gelişmenin doğru endekslerini oluşturmayan ve bunun yerine kendi kendine referans veren seraplar olan küresel borsalardaki yeni bir balondan ibarettir. Mali piyasaların bir sonraki devalorizasyon çöküşü, daha fazla enflasyon ve kamusal borç kriziyle birlikte şimdiden kapıda beklemektedir.

Çeviri: Mevlüt

Kaynak

Heimatlos Kültü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin