
Molar tabakalara son vermek imkansız. Şizo-analiz asla örgütlerin yerini alamayacak.
Geri dönüş yok, anarşizm yok. Sorun, sınıf çıkarına yatırım yapılarını ölümcül derecede faşistleştiren özlerinden kurtarmaktır.
Şizo-analitik müdahaleler sınıf mücadelesini baştan sona kat eder.
Kapitalizm ve işçi hareketi tabakasının entegrasyonu, yerliyurtlulaştırılmış bireyleşme üzerinde koduçözülmüş artı-değerlerin bloke edilmesidir.
Urstaat, milyonlarca parçaya bölünerek patlamasından sonra yeniden oluşturulmuştur. Ayrık aynayı tekrar bir araya getirmek zorundasınız.
En yersizyurtsuzlaşmış olana doğru, makine dizinlerinin izinde gitmek, Ithaca’sı olmayan Odyssee’lerle meşgul olmak, bu Urstaatik parçaların daha da uzağa patlamasına neden oluyor: ekonomik ego ideali vb.
Nihai Urstaatik ufuk, abolisyon arzusu olarak arzunun ufku haline gelir (kod birleşimiyle yeniden güçlendirilen kalıntıların ima, yeniden-ima ve dönüştürülebilirliğini hesaba katarak). Arzu, mekanik konstrüktivizmin (göndermenin cerahat molekülerleşmesi) sınırlarına kadar gider.
Abolisyonun iktidarı tüm sistemlerin nihai olmayan kesinliğini sağlar. Alfa ve omega olarak tüm aktarımın etik garantisidir. Arzu kalbinde ayrıksıdır [dispars]. Ama bu ayrıklık, aynı zamanda boşluk olduğu ölçüde, mitiktir.
Gerçekten farklı olan şey tekrardan ibarettir. Yapılandırılmış, mekanik. Normatif ilgi ve özdeşleşme alanlarının diyalektiğine karşı tekrarlama etiğinde farklılığı garanti altına almak zorundasınız.
Temel devrimci örgütler çaprazlamacıdır.
Önce bir yaşam tarzı birimi, yapay bir “aile”, sonra da kapitalist akışları artık ayrık değil konjonktürel olan bir ekonomide, en büyük yersizyurtsuzlaşma çizgilerini izleyerek yeniden bir araya getirirler.
Temel militanlıkları, arzu makinelerini gruba (maddi çıkarların ve arzunun ortaya çıkışının totaliter fayda sağlayan komünü) yeniden benimsemek ve yeniden bağlamaktır.
Arzulayan yıkım birimleri.
Molar düzeyde, onların yıkımı moleküler yıkımlarının bir karşı etkisidir. Makro-sosyal ölçekte (ya da mikro-sosyal ölçekte!) bir “arzu politikası” yoktur.
Söyleyebileceğimiz tek şey, genelleştirilmiş şizo-analitik yıkımın etkisinin (ve kod artı-değer hızında genelleştirildiğidir) siyasi ve sosyal sorunların verili olanlarını değiştirmek olduğudur.
– merkezsizleştirme hedefleri
– hiyerarşilerin yatırımsızlaştırılması
– işlevsel ve tekrarlayan çok merkezlilik
– Müdahalenin çok yönlülüğü, hatta çift yönlülüğü…
Marx gibi, şizo-analitik bir düzenin ne olması gerektiğini tanımlamanın bizim ayrıcalığımız olmadığını düşünebiliriz, Komünizmi tanımlayabileceğimizden daha fazla değil! Önemli olan onu teşvik etmektir.
Bu bir yöntem meselesidir: anti-program. Devrimci mücadele için hâlâ bir “program” olsa bile! Bununla ilgileneceğiz! Ama önce “programçözücü” olarak ek bir arzu aksiyomu ekleyeceğiz.

